• Tarih Dersi Etkinlikeri
    • Tarih Dersi Etkinlikeri
    • 9.Sınıf
    • 10.Sınıf
    • 11. Sınıf
    • 12.Sınıf
  • Sosyal Bilgiler
  • Film Etkinlikleri
    • Film Etkinlikleri
    • 9. Sınıf İçin Film Etkinlikleri
    • 10. Sınıf İçin Film Etkinlikleri
    • 12. Sınıf İçin Film Etkinlikleri
  • Roman Etkinlikleri
  • Tartışmalı Konular
  • Müze Etkinlikleri
  • Kadınlar da Oradaydı
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Katkıda Bulunanlar

  • Tarih Dersi Etkinlikeri
    • 9.Sınıf
    • 10.Sınıf
    • 11. Sınıf
    • 12.Sınıf
  • Sosyal Bilgiler
  • Film Etkinlikleri
    • 9. Sınıf İçin Film Etkinlikleri
    • 10. Sınıf İçin Film Etkinlikleri
    • 12. Sınıf İçin Film Etkinlikleri
  • Roman Etkinlikleri
  • Tartışmalı Konular
  • Müze Etkinlikleri
  • Kadınlar da Oradaydı
Ana Sayfa12. Sınıf 3. Ünite12. Sınıf III. Ünite II. Ders

12. Sınıf III. Ünite II. Ders

  • 0 comments
  • Başlık; 12. Sınıf 3. Ünite
  • 0

Siyasi Alanda Meydana Gelen Gelişmeler

SALTANATIN KALDIRILMASI

( 1 Kasım 1922 )

Kanıt 15: Saltanatın Kaldırılma Süreci

Bilginize sunmuştum ki, Padişahlığın kaldırılması Lozan Konferansına İstanbul’dan da bir Delegeler Kurulu çağrılması ve İstanbul’un yani Vahdettin ile Tevfik Paşa ve arkadaşlarının da böyle bir çağrıyı, Türk ulusunun büyük emeklerle, özverilerle elde ettiği yararı küçültmek, belki de anlamsız bir niteliğe düşürmek pahasına da olsa, kabul eylemesi yüzünden ileri gelmişti. Tevfik Paşa, ilkin doğrudan doğruya bana bir telyazısı verdi. 17 Ekim 1922 günü olan bu telyazısında; Tevfik Paşa, kazanılan utkunun bundan böyle, İstanbul ve Ankara arasında anlaşmazlığı ve ikiliği kaldırmış ve ulusal birliğimizi sağlamış olduğunu yazıyordu. Yani Tevfik Paşa demek istiyordu ki: ” Yurtta düşman kalmadı, bu nedenle padişah yerinde, Hükümet onun yanında, ulusa düşen, bu orunların vereceği buyruğa uymaktır. Böyle olunca birliğe engel bir nesne kalmamış olur.” Ancak Tevfik Paşa, Ankara’dan biraz daha yardım istemek anlayışlığında bulunuyordu. O da, Barış Konferansına İstanbul ile Ankara’nın birlikte çağrılacağına dayanarak daha önce benden çok gizlice yönerge almış bir kişinin elden geldikçe ivedi olarak İstanbul’a gönderilmesini sağlamaktı. Tevfik Paşa’ya bildirmek üzere, İstanbul’da Hamit Bey’e yazdığım telyazısı ile ” Tevfik Paşa ve arkadaşlarının, devlet siyasasını karıştırmaktan vazgeçmemelerinin ne denli büyük bir sorumluluğa yol açık bulunduğunu .” bildirdim.

( Kaynak: Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk, Say Yayınları )

Kanıt 16: Atatürk’ün Saltanatın Kaldırılması İle İlgili Sözü

İvedilikle yasa tasarısı saptandı. O gün Meclisin ikinci oturumunda okundu. Açık oya konulması önerisine karşı kürsüye çıktım. Dedim ki; ” Buna gerek yoktur. Ülkenin ve ulusun bağımsızlığını sonsuz olarak koruyacak ilkeleri yüce Meclisin oybirliği ile kabul edeceğini sanırım.” ” Oylansın! ” sesleri yükseldi. Sonunda başkan oya sundu ve ” Oybirliği ile kabul edilmiştir” dedi. Yalnız aykırı bir ses işitildi : ” Ben karşıyım !” Bu ses, ” Söz yok!” sesleri ile boğuldu. İşte baylar, Osmanlı egemenliğinin çökme ve ortadan kalkma töreninin son evresi böyle geçmiştir. (1 Kasım 1922)

( Kaynak: Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk, Say Yayınları )

Kanıt Sorgulama:

1) Kanıt 15’e göre; İtilaf Devletlerinin, Lozan Konferansına, hem Ankara hem de İstanbul Hükümetini birlikte çağırmasının amaçları nedir? Açıklayınız.

2) Kanıt 15’e göre; Tevfik Paşa’nın gönderdiği telgrafın amacı nedir ve Mustafa Kemal Atatürk’ün bu telgrafa tepkisi ne olmuştur? Açıklayınız.

3) Kanıt 16’ya göre; Saltanatın kaldırılma anında Meclis’te yaşananları açıklayınız.


Ankara’nın Başkent Yapılması ( 13 Ekim 1923 )

Kanıt 17: Atatürk ve Ankara’nın Başkent Yapılması Süreci

“Baylar, Lozan Antlaşmasının eklerinden olan boşaltma tutanağı uygulandıktan sonra, her yeri düşman elinden kurtulan Türkiye’nin, eylemsel olarak bütünlüğü gerçekleşmişti. Artık yeni Türkiye Devleti’nin başkentini yasa ile saptamak gerekiyordu. Bütün düşünceler, yeni Türkiye’nin başkentinin Anadolu’da ve Ankara kenti olması gerektiği noktasında toplanıyordu. Coğrafya ve ordu bakımından yönetim, en kesin önemi taşıyordu. Devletin başkentini bir an önce saptayarak, iç ve dış duraksamalara son vermek gerekliydi. Gerçekten, bilindiği, başkentin İstanbul olarak kalacağı ya da Ankara’ya taşınacağı sorunu üzerinde öteden beri içte ve dışta duraksamalar görülüyor, basında demeçlere ve tartışmalara rastlanıyordu. Bu arada, İstanbul’un yeni milletvekillerinden kimileri, Refet Paşa başta olmak üzere, İstanbul’un başkent olarak kalması gerektiğini, birtakım örneklere dayanarak kanıtlamaya çalışıyorlardı. Ankara’nın gerek iklim, ulaştırma araçları, gelişim yeteneği, gerekse kuruluş ve örgütler bakımından hiçte uygun ve elverişli olmadığını söylüyorlar ve ” İstanbul’un başkent olması gereklidir ve olacaktır.” diyorlardı. Bu konuşmaya ilgiyle bakılırsa, bizim başkent sözcüğünden çıkardığımız anlam ile, konuşmalarda başkent sözcüğünü kullananların görüleri arasında bir ayrım görmemek elde değildir. Bundan dolayı, bu konuda gerçekten, daha önce verilmiş kararımızı resmi olarak ve yasa ile saptayarak, “Payitaht/ Padişahın tahtının bulunduğu yer” sözcüğünün de yeni Türkiye Devleti’nde anlam ve yerinin kalmadığını göstermek gerekti. Dışişleri Bakanı İsmet Paşa; 9 Ekim 1923 günlü bir yasamaddesi Meclise önerdi. Altında daha on dört kadar kişinin imzası bulunan bu yasa önerisi 13 Ekim 1923 gününde görüşülüp tartışıldıktan sonra büyük bir çoğunlukla kabul edildi. Yasa maddesi şudur: ” Türkiye Devleti’nin başkenti, Ankara şehridir.”

( Kaynak: Nutuk , Mustafa Kemal Atatürk, Say Yayınları )

Kanıt Sorgulama :

1) Kanıt 17’ye göre; başkent olarak “Ankara”nın seçilmesinin gerekçeleri nelerdir? Açıklayınız.

2) Kanıt 17’ye göre; başkentin “ İstanbul” olarak kalmasını isteyenlerin amacı nedir? Açıklayınız.


Cumhuriyetin İlan Edilmesi ( 29 Ekim 1923 )

Kanıt 18: Cumhuriyet İlan Ediliyor..

Mustafa Kemal, yapacağı her işte, uygun zamanı seçmeye özen göstermiş, önemli değişiklikleri mutlaka bir vesile ile gerçekleştirmiştir. Örneğin saltanatın kaldırılması Lozan’a gidecek heyet söz konusu olunca gerçekleşmiştir. Fakat şimdi Cumhuriyetin ilanı için, yaklaşık bir yıldan beri böyle bir vesile çıkmamıştır. Yeni hükümet şekli bir aydır tartışılmakla birlikte, Cumhuriyetin ilanı bir türlü gerçekleşmemiştir. Gerçi ülkenin bir devlet başkanlığı sorunu vardı. Nitekim İsmet Paşa, bu konuyu yabancı diplomatların kendisine sorduğunu ifade ediyordu. Artık halifenin devlet başkanı gibi görülme tehlikesi mevcuttu. Ancak tüm bunlar yine de cumhuriyetin ilanı için yeterli vesileler olarak görülmemiştir. Ayrıca mecliste bu işin kolaylıkla halledilebileceğine ilişkin Mustafa Kemal’in yakın çevresinde dahi görüş birliği yoktur. Nitekim cumhuriyet konusunda yapılan tartışmalarda Yunus Nadi’nin “ Bunu en kuvvetli zamanımızda yapmalıyız” sözüne Mustafa Kemal kalemini masaya vurarak “ En kuvvetli zamanımız bugündür”diyerek kafalardaki kuşkuları dağıtmaya çalışmıştır.

( Kaynak: Osman Demirbaş, Türkiye’de Cumhuriyet Fikrinin Oluşumu )

Kanıt 19 : “ Cumhuriyeti Biz Böyle Kazandık ”

Kanıt Sorgulama:

1) Kanıt 18’e göre; Cumhuriyetin ilan edilme gerekçeleri nelerdir? Açıklayınız.

2) Kanıt 19’a göre; fotoğraftaki vatandaşların, zaferlerin elde edilip, Cumhuriyetin kurulmasında ne gibi katkıları olmuştur? Açıklayınız.

3) Kanıt 19’a göre; fotoğraftaki insanların sosyo-ekonomik koşulları ile Kurtuluş Savaşı’nın zorlukları arasında hangi çıkarımlarda bulunulabilir?


Kanıt 20: “ Cumhuriyet Ne Demektir ? ” Adlı Bir Çizgi

-Bu sabah bizim çocuk: “ Baba, Cumhuriyet ne demektir? ” diye sordu, ben de iyiliklerini saydım Amca Bey..
– .. Millete hakimiyetini kazandıran…
– .. Halkı cehaletten kurtaran..
– .. Bizi efendi yapan idare demektir” dedim ama galima anlamadı!
– Amca Bey : “ Bir defa da saltanat idaresinin fenalıklarını say azizim! ”

Kanıt Sorgulama:

Kanıt 20’i inceleyiniz.

1) “Cumhuriyet”in tanımını yapınız.

2) Cumhuriyetin halk için önemini açıklayınız.

3) Görseldeki ikinci kutucukta, saltanat hangi cisme benzetilmiştir?


Halifeliğin Kaldırılması ( 3 Mart 1924 )

Kanıt 21: Atatürk’ün Halifelik Hakkındaki Düşünceleri

“Baylar, 31 Ekim 1922 günü Meclis toplanmadı. Bugün müdafaa-i Hukuk Grubu toplantısı oldu. Bu toplantıda, Osmanlı Padişahlığının kaldırılmasının gerekli olduğu konusunda açıklamada bulundum. 1 Kasım 1922 günü, Meclis toplantısında yine bu konu üzerinde uzun tartışmalar yapıldı. Mecliste de ayrıntılı açıklamalarda bulunmak gereğini duydum. İslam ve Türk tarihinden söz ederek halifelikle padişahlığın ayrılabileceğini, ulusal egemenlik orununun Türkiye Büyük Millet Meclisi olabileceğini, tarih olaylarına dayanarak, açıkladım. Hülagü’nün Halife Mutasım’ı asarak, dünya yüzünde halifeliğe eylemsel olarak son verdiğini ve 1517’de Mısır’ı alan Yavuz, orada sanı halife olan bir sığıntıya önem vermeseydi, halifelik sanının zamanımıza değin kalmayacağını, anlattım.”

(Kaynak: Nutuk, Mustafa Kemal Atatürk, Say Yayınları)

Kanıt 22: Hatıratlarda Halifeliğin Kaldırılışı

Rauf Bey ve arkadaşlarının tavrı işe bazı İstanbul gazetelerinin yayını Halife Abdülmecit Efendi’nin ümit ve hayallerini gıdıklamıştı. Padişah gibi davranıyor, yerleştiği Dolmabahçe Sarayı’ndan cuma namazına gösterişli törenlerle gidiyor; mabeynciler, musahipler, yaverlerle padişahlarınkine benzer bir hayat sürüyordu. Yabancı temsilcilerle padişah gibi görüşüyordu. Debdebeli gezintiler yapıyor, sarayda kabul törenleri düzenliyordu. Halifenin İstanbul’da bir değil, on sarayı vardı. Cumhurbaşkanının yirmi beş katı, yirmi altı bin lira maaş alıyor, bunu da az görerek “ Yetişmiyor ” diye Ankara’yı sürekli sıkıştırıyordu. Gazi, bu durum karşısında halifeliğin kaldırılmaktan başka çare kalmadığı kanaatine vardı.

(Kaynak: Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Hatıraları, (Derleyen: Hulusi Turgut), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları )

Kanıt 23: Atatürk’ün Halifelik İle İlgili Sözü

“ Hilafete gelince; işin garibi bazı arkadaşlardan, özellikle dışarıdan bana hilafet teklifleri gelmiştir. “ Siz Halife Olunuz ” demişlerdi. Ben bu tekliflere daima gülerek cevap verdim. Hilafet gereksiz, hatta zararlı bir kurum haline gelmiştir. Bundan beklenilen amaçlar gerçekleşmemiştir. Dünya Savaşı’nda gördük: Müslümanlar halife ordularına karşı savaştılar. Halife ordularını Suriye’de arkadan vuranlar oldu. Bunlar aynı halifeye karşı, gönderilen Türk askerlerini şehit etmişlerdi. Hilafet yararlı konumunu korusaydı, İslam dünyasının buna sahip çıkması, saygı göstermesi gerekir. Birincisi ne kadar yararlı ise, ikincisi o kadar gereksiz olmuştur. Hilafeti kaldırdığımız günden beri kimsenin buna sahip çıkmaması, Müslüman dünyanın halifesiz de yürüyeceğine ve yürümekte olduğuna en güzel örnek değil midir? ”

(Kaynak: Atatürk’ün Sırdaşı Kılıç Ali’nin Anıları, (Derleyen: Hulusi Turgut), Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları )

Kanıt Sorgulama:

1) Kanıt 21’de Mustafa Kemal Atatürk, Meclis konuşmasında, halifelik kurumunun kaldırılma konusunda tarihten ne tür örnekler vermiştir? Açıklayınız.

2) Kanıt 22’ye göre; Halifelik kurumunun kaldırılmasında, son halife Abdülmecit’in ne tür davranışlarının etkisi olmuştur? Açıklayınız.

3) Kanıt 23’te Mustafa Kemal Atatürk’e göre, Halifelik kurumununun kaldırılmasının gerekçeleri nedir? Açıklayınız


Kanıt 24 : Son Halife Abdülmecit’in Geçiş Töreni

Kanıt 25 : Şer’iyye ve Evkaf Vekaleti’nin Kaldırılması

3 Mart 1924 tarihinde Şeriye ve Evkaf Vekâletinin yerine Diyanet İşleri Başkanlığı kuruldu ve Başbakanlığa bağlandı. Yine Evkaf Vekâletinin denetiminde olan vakıf eserlerinin yönetimi ve işletilmesi için Vakıflar Genel Müdürlüğü faaliyete geçirilerek bu alandaki işlemler aynı kurum tarafından yerine getirildi. Diyanet İşleri Başkanlığının kurulmasıyla Müslümanların dinî ihtiyaçlarını karşılayabilen, bilinçli, kültürlü ve İslam dininin esaslarını iyi bilen personelin yetiştirilmesi sağlanmış oldu.

( Kaynak: Türkiye Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük MEB Ders Kitabı, Ata Yayıncılık)

Kanıt 26: Erkan-ı Harbiye Vekaleti’nin Kaldırılması

Osmanlı Devleti’nde askerlik işlerinden sorumlu olan ve adını savaştan alan Erkânıharbiye adında bir kurum görev yapmaktaydı. 3 Mart 1924 tarihinde Savaş Bakanlığı yerine Millî Savunma Bakanlığının kuruluşu gerçekleştirildi. Ordunun en iyi komuta birimi olarak Genelkurmay Başkanlığı oluşturuldu. Ordu mensuplarına siyaset yapma yasağı getirilerek cumhuriyet rejiminin demokratikleşmesinin önü açıldı. Böylelikle ordu ve politika birbirinden ayrıldı. Bu yapılanma ile Türk demokrasisinin gelişmesi yolunda önemli bir adım daha atılmış oldu.

( Kaynak: Cumhuriyeti İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük MEB Ders Kitabı, Ata Yayıncılık)

Kanıt Sorgulama:
1) Kanıt 24’teki görselde; Halifenin bir devlet adamı gibi resmi bir törenle karşılanmasının, halifeliğin
kaldırılma sürecine bir etkisi olduğu düşünülebilir mi, açıklayınız.
2) Kanıt 25’e göre; Şer’iyye ve Evkaf Vekaleti’nin kaldırılmasının amacı nedir?
3) Kanıt 26’ya göre; Erkan-ı Harbiye’nin kaldırılmasının amacı nedir?



12. Sınıf III. Ünite I. Ders

  • 0 comments

12. Sınıf III. Ünite III. Ders

  • 0 comments

Paylaş

0
SHARES
FacebookTwitter

Kaçırma

0 comments
12. Sınıf 3. Ünite

12. Sınıf III. Ünite V. Ders

Copyright © 2017 tarihdersietkinlikleri.com
Got a hot tip? Send it to us!

    Your Name (required)

    Your Email (required)

    Subject

    Your Message

    Got a hot tip? Send it to us!

      Your Name (required)

      Your Email (required)

      Video URL

      Attach Video

      Category

      SportNewsTechMusic

      Your Message