Giriş
Osmanlı Medeniyeti kuruluş bakımından İslami, Türki ve Eski Fars gelenekleri üzerine kurulmuştur. Her bir coğrafya ve tarihten biraz almış ve bunları mümkün mertebe geliştirip üzerine yenilerini istemiştir. Osmanlı devletinin kuruluşuna geçmeden Anadolu’daki sosyal ve ekonomik yaşayışa da değinmek gerekir. Anadolu Türk göçleri sonucunda imara Türk-İslam imarına açılmış, çeşitli alanlarda eğitim veren medreseler, tasavvuf ve dini alanlarda âlimler yetişmiş ve Anadolu’yu Türk-İslam yurdu haline getirmiştir.
Osmanlı’nın kuruluşunda bu âlimler önemli yer tutmuş ve devletin yanında yer almıştır. Medreselerde çeşitler dersler verilmiş ve bu dersler an be an kayıt altına alınmış ve dönemin eğitim ve sosyal yaşantısıyla ilgili önemli kaynak teşkil etmiştir.
Osmanlı toplum yapısı üç bölüme ayrılmıştır: Seyfiye, İlmiye ve Kalemiye.
Seyfiye askeri bürokratları ifade ederken, ilmiye sınıfı eğitim, din ve adalet alanlarda devletin hizmetin olmuş, kalemiye ise sivil bürokrasiyi oluşturmuştur. Devlet bu üç bölüm arasında da mutlak huzuru sağlamaya çalışmış ve bu temelde önemli uygulamalar hayata geçirmiştir.
Osmanlı Sultanları ve daha birçok şairler ülkenin edebi ve kitabi kültürünü önemli derecede etkilemiştir. Osmanlı padişahları ve dönem şairleri aşklarını, yaşam tarzları ve ölüm gibi toplumsal ve insani konulara değinmişlerdir.
Osmanlı mimarisi birçok sanat dalı ile etkileşim içinde olmuştur ve dönemlerinin en iyi mimari örneklerini vermişlerdir.
Tüm bu unsurlardan yola çıkarak Osmanlı devleti yeni bir medeniyet geliştirip bir cihan devleti olma yolunda adım atmış ve bunda başarılı olmuştur.
Kanıt 1: Tasavvuf
|
Kur’ân-ı Kerîm’de ve hadislerde müminlerin dünya hayatına ve maddî zevklere dalmamaları, âhirete ve mânevî değerlere öncelik vermeleri hususundaki kuvvetli vurgu sûfîlerin âhiret hayatına dünya hayatından daha fazla önem vermelerine yol açmış, Allah’ı görüyormuş gibi ibadet eden takvâ sahibi bir mümin olabilmek (Buhârî, “Îmân”, 37; Müslim, “Îmân”, 1) tasavvufun gayesi haline gelmiştir.
|
Kanıt Sorgulama
1.Yukarıdaki kanıtı inceleyiniz? Tasavvuf nedir?
2.Tasavvuf hayatımızın hangi alanlarını etkilemektedir?
3.Tasavvuf olmasaydı hayatımızda ne gibi sorunlarla karşılaşırdık?
Kanıt 2: Ahmet Yesevi ve şiiri
|
‘’Sözü didar isteyen herkes için söyleyip, Canı, cana bağlayarak damarları ekleyip, Garip, fakir, yetimlerin gönlünü avlayıp, Gönlü bütün kimselerden eyledim işte.’’
|
Kanıt Sorgulama
1.Kanıt 2’de size verilen şiiri okuyun. Şiirde ne anlatılmaktadır?
2.Kanıt 2’de ki şiirde Hoca Ahmet Yesevi insanlara neyi hedeflemelerini söylemektedir?
3.’’Gönlü bütün kimseler’’ diyerek sizce neyi kastetmektedir?
Kanıt 3: Hacı Bektaş-ı Veli
|
‘’Abdal, Hakk’a hayran olandır. Adalet her işte, Hakk’ı bilmektir. Âdem suretinde olan herkes, Adem değildir. Âdem’in Ademliği; akıl, ve ilim iledir. Âlimlere ve kendini bilenlere, alçak gönüllülük yaraşır. Allah ile gönül arasında perde yoktur. |
Kanıt Sorgulama
1.Kanıt 3’teki şiiri okuyun. Şiirde ne anlatılmak istenmektedir?
2.Kanıt 3’e göre adalet nedir?
3.Allah il gönül arasında perde yoktur ifadesi neyi anlatmaktadır?
4.Yukarıdaki şiirin Anadolu Türk İslam düşüncesine ne gibi katkıları olmuş olabilir?
Kanıt 4: Mevlana Celaleddin-i Rumi
|
Yine gel, yine gel, her ne olursan ol yine gel. İster kâfir, ateşe tapan, putperest ol yine gel. Bizim bu dergâhımız ümitsiz dergâhı değildir, Yüz defa tövbeni bozmuş olsan da yine gel…’’
|
Kanıt Sorgulama
1.Kanıt 4’teki şiiri okuyunuz. Şiirde bilmediğiniz kelimeler var mı? Varsa nelerdir?
2.Kanıt 4’teki şiirin teması nedir?
3.Yukarıdaki şiire bakarak belirtilen dergahın ümitsiz dergah olmamasının sebepleri neler olabilir?