Dışişlerinde dürüst ve açık olan siyasetimiz, özellikle barış fikrine dayalıdır. Milletlerarası herhangi bir sorunumuzu barış araçlarıyla çözümlemeyi aramak, bizim çıkar ve anlayışımıza uyan bir yoldur. Bu yol dışında bir teklif karşısında kalmamak içindir ki, güvenlik ilkesine, onun araçlarına çok önem veriyoruz. Milletlerarası barış havasının korunması için, Türkiye Cumhuriyeti yapabileceği herhangi bir hizmetten geri kalmayacaktır.
Ayın Tarihi, 1929 Sayı: 68: 5025
Kanıt 16

20 Kasım 1922’de Lozan Barış Konferansı’nın başlamasıyla İsmet Paşa söz alarak: “Misak-ı Milli kararlarından taviz verilmeyeceğini, Türkiye’nin tam bağımsızlığını sağlamakta kararlı olduğunu” ifade etmiştir.
Görüşmeler sırasında:
Yunanlılarla olan sınır, Misak-ı Milliye göre çizildi. Ancak Batı Trakya elden çıktı. Yunanistan, savaş tazminatı olarak Karaağaç’ı Türkiye’ye verdi. On iki ada İtalya’da; İmroz ve Bozcaada dışındaki diğer Ege adaları ise Yunanistan’da kaldı.
Azınlıklar konusunda, Türk vatandaşı olanların kanun önünde eşitliği kabul edildi. İstanbul’daki Ortodoks-Rumlar ve Batı Trakya’daki Müslüman-Türkler dışında Türkiye’deki Ortodokslar ile Yunanistan’daki Müslümanlar için mübadele kararı alındı.
SATAN, BEYOĞLU, 2014, 134-135
Kanıt 16’ya göre:
1) İsmet Paşa, Türkiye’nin neyden taviz vermeyeceğini söylemiştir?
2) On İki Ada’nın İtalya’ya, Ege Adaları’nın büyük bir kısmı ve Batı Trakya’nın Yunanistan’a bırakılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
3) Yunanistan ile Türkiye arasında yapılan mübadele hakkında ne düşünüyorsunuz?
4) Sizce bir mübadeleye neden gerek duyulmuş olabilir?
5) Siz bu mübadele ile göç ettirilen ailelerden birinin fertleri arasında olsaydınız neler hissederdiniz?
Kanıt 17
Lozan’da İngilizler için büyük önem taşıyan iki konu bulunmaktaydı. İngilizler Boğazlar ve Musul konusunda kesin çizgilerle masaya oturmuşlardır. Boğazlar konusunda Türkiye ve İngiltere arasında varılabilen anlaşmaya Musul konusunda varılamamıştır ve Musul sorunu olduğu gibi ertelenmiştir. Musul sorununun çözümüne ilişkin ileri sürülen şart ise eğer ertelenen süre içerisinde sorun çözülemezse bu sorun Milletler Cemiyeti aracılığı ile çözülecektir denmiştir ve sorun ilerleyen dönemlerde Milletler Cemiyeti aracılı ile İngiltere lehine çözülmüştür
Cantimür, İki Savaş Arası Dönemde Türk Dış Politikası, s.6
Kanıt 17’ye göre:
1) Musul neden İngilizler için önemli olmuş olabilir?
2) Sorunun çözümünde hangi kurum rol oynamıştır?
3) Türkiye’nin Misak-ı Milli’ den taviz vermesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
4) Musul Türkiye’ye bağlansaydı sizce Türkiye’nin gelişimine ne gibi etkileri olurdu?
Kanıt 18

-Musul ve Kerkük vilayetleri Irak’a ait olacak.
-Türkiye ve Irak arasındaki ateşkes hattını belirleyen Brüksel Hattı sınır olarak kabul edilecek.
-Irak Musul’dan elde ettiği petrol gelirinin %10’unu 25 yıllık bir süre için Türkiye’ye verecek.
Kanıt 18’e göre:
1) Antlaşmaya göre Musul kime bırakılmıştır?
2) Sizce Musul’un bırakılmasının Türkiye’ye etkileri neler olmuş olabilir?
Kanıt 19
Osmanlı borçlarının çoğu Fransa’ya aitti. 13 Haziran 1928’de Türkiye’nin Fransa elçisi ve Duyun-ı Umumiye (Borçlar İdaresi) yetkilileri arasında bir antlaşma imzalandı. Bu antlaşmaya göre:
Duyun-ı Umumiye idaresi kaldırılarak borçların nasıl ödeneceği kararlaştırıldı.
1929 yılında Türkiye ödemelerde bazı sıkıntılar yaşadı. 23 Nisan 1933’te Türkiye ile alacaklılar arasında borçlar yeniden yapılandırıldı. Türkiye bu borcu, kâğıt para ve taksitle ödemeyi kabul etti. Türkiye, 1952 yılına kadar bütün borçlarını ödedi.
SATAN, BEYOĞLU, 2014, 203
Kanıt 19’a göre:
1) Türkiye Fransa’ya neden borçlanmış olabilir?
2) Türkiye’nin borçlu olması Fransa ile ilişkilerini nasıl etkilemiş olabilir?
Kanıt 21
Kars antlaşması ise Sakarya zaferinden sonra Sovyetler, Ankara Hükümeti ve Güney Kafkas Cumhuriyetleri (Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan) arasında imzalandı. 13 Ekim 1921’de imzalanan antlaşmanın başında Moskova metninin maddeleri yer almış ve esas itibariyle bütün maddeleri aynen kabul edilmiştir. Kars Antlaşmasıyla Türkiye, Kafkaslardaki durumunu sağlamlaştırdı ve Misak-ı Milli’yi üç devlete daha kabul ettirdi. Kars Antlaşması’yla Türkiye’nin doğu sınırı kesinlik kazanmıştır.
Aşan, Mustafa Kemal Atatürk Döneminde Türk-Sovyet İlişkileri, 2018, s.20
Kanıt 21’e göre:
1) Antlaşma hangi devletler arasında imzalanmıştır?
2) Bu antlaşma Türkiye’nin hangi sınırını güvene almıştır?
3) Bu antlaşma Türk-SSCB ilişkisini nasıl etkilemiş olabilir?
Kanıt 22
Lozan sonrasında Türkiye ile SSCB ilişkilerinde en önemli gelişme, 17 Aralık 1925’te Dışişleri Bakanları Tevfik Rüştü (Aras) ve Chicherin tarafından Paris’te imzalanan “Dostluk ve Saldırmazlık Antlaşması”dır. Antlaşmanın 1. maddesi, taraflardan birine bir saldırı olduğu takdirde diğerinin tarafsız kalacağını belirtmekte ve ortaya bir “tarafsızlık” sorumluluğu koymaktadır. 2. madde ise en geniş kapsamı ile bir “saldırmazlık” sorumluluğu getirmektedir. O nedenle, Antlaşmaya “Tarafsızlık ve Saldırmazlık” adını vermek daha doğru olurdu. Nitekim bu Antlaşma, tarihe “Türk-Sovyet Saldırmazlık Paktı” olarak geçmiştir.
Gökçen, Ankara – Moskova İlişkilerinin Gelişimi ve 1925 Dostluk ve Saldırmazlık Antlaşması, 2017, C:3, Sayı:3, s.123
Kanıt 22’ye göre:
1) Antlaşma nerede ve hangi tarihte imzalanmıştır?
2) Sizce iki devlet neden böyle bir antlaşmaya ihtiyaç duymuş olabilir?
3) Sizce bu antlaşmanın Türkiye açısından önemi nedir?
Kanıt 23

Kanıt 23’e göre:
1) Türkiye Milletler Cemiyeti’ne ne zaman üye olmuştur?
2) Türkiye böyle bir oluşuma üye olma ihtiyacını neden hissetmiş olabilir?
3) Sizce bu oluşuma üye olması Türkiye’yi nasıl etkilemiş olabilir?
Kanıt 24
İtalya ve Almanya’nın Balkanlar üzerindeki yayılmacı politikaları belirginleşince Türkiye, Yunanistan, Romanya ve Yugoslavya, Atina’da toplanarak 9 Şubat 1934’te Balkan Antantı’nı imzaladılar. Bu antant ile sınırlar karşılıklı olarak güvenlik altına alındı.

Kanıt 24’e göre:
1) Balkan Antantı neden oluşturulmuştur?
2) Balkan Antantı nerede imzalanmıştır?
3) Sizce Türkiye neden böyle bir birliğe katılmaya ihtiyaç duymuş olabilir?