• Tarih Dersi Etkinlikeri
    • Tarih Dersi Etkinlikeri
    • 9.Sınıf
    • 10.Sınıf
    • 11. Sınıf
    • 12.Sınıf
  • Sosyal Bilgiler
  • Film Etkinlikleri
    • Film Etkinlikleri
    • 9. Sınıf İçin Film Etkinlikleri
    • 10. Sınıf İçin Film Etkinlikleri
    • 12. Sınıf İçin Film Etkinlikleri
  • Roman Etkinlikleri
  • Tartışmalı Konular
  • Müze Etkinlikleri
  • Kadınlar da Oradaydı
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • Katkıda Bulunanlar

  • Tarih Dersi Etkinlikeri
    • 9.Sınıf
    • 10.Sınıf
    • 11. Sınıf
    • 12.Sınıf
  • Sosyal Bilgiler
  • Film Etkinlikleri
    • 9. Sınıf İçin Film Etkinlikleri
    • 10. Sınıf İçin Film Etkinlikleri
    • 12. Sınıf İçin Film Etkinlikleri
  • Roman Etkinlikleri
  • Tartışmalı Konular
  • Müze Etkinlikleri
  • Kadınlar da Oradaydı

Kültür


Kanıt 81


Kanıt 82

“Gök, ağaç, kuş Asya Türkleri arasında yaygın bir doğa dini olan Şamanizm’e de bağlı imgelerdir. Gökle yeri bağlayan ve evreni, dünya eksenini temsil eden kutsal hayat ağacı, gök simgesi kartal, insan ruhlarının görüntüsü olan kuş… Bu figürler şüphesiz Şamanizm sınırlarında kalmadıklarından, hayat ağacı, aslan, ejder gibileri çok eski ve yaygın olduğundan, Anadolu’da çalışan çeşitli kökenli sanatçıların tanıdığı motiflerdir. Bütün bu imgeler dolaylı ve dolaysız Anadolu sanatına yansımış, Anadolu Selçuki sanatında sanki evren taşa işlenmiştir.”

Semra Ögel, Anadolu’nun Selçuklu Çehresi, Akbank Yayınları, 1994

Kanıt Sorgulama

1-) Kanıt 81 ve Kanıt 82’de gördüğünüz şekilleri yazınız.
2-)”Anadolu Selçuki sanatında sanki evren taşa işlenmiştir” cümlesinden ne anlıyorsunuz? Yazınız.

      Yukarıda 1300’lü yıllarda Van’da yapılan [solda] Halime Hatun Kümbeti ve Kayseri’de 1276 yılında yapılan [sağda]Şah Cihan Hatun Kümbeti (Döner Kümbet)’ni görüyorsunuz.

Bu resimlerde yanlış olduğunu düşündüğünüz şeyler nedir? Bu durumu önlemek için sizce ne gibi tedbirler alınmalıdır? Yazınız.


1-Kanıt 85 ve 86’daki benzerlikleri tespit ediniz.
2-Sizce bu benzerlikler kültürel bir devamlılığı mı işaret etmektedir? Tartışınız.(3dk)

Murat BARDAKÇI (05.08.2013)

Kartal kimi rahatsız ediyor? TÜRK Tarih Kurumu’nun logosunda senelerden buyana yer alan “kartal” sembolü değiştirilecekmiş. Bu konuda yapılan hazırlıkları kurumun başkanı Prof. Dr. Metin Hülâgu duyurdu. Kartal’ın “Türkler’i tam anlamıyla yansıtmadığını, özellikle Bizans’ı temsil ettiğini, bu sembolün daha önce sadece Selçuklu döneminde kullanıldığını, Türkler’in değil Almanya ve ABD gibi pek çok ülkenin simgesi olduğunu” söyledi ve “Türkiye’nin çağdaş yüzüne daha yakışacak, Türkler’i daha iyi ifade edecek bir logo arayışına girdikleri” müjdesini verdi. Size, önce bu logonun macerasını kısaca anlatayım: Türk Tarih Kurumu’nun logo olarak kartal sembolünü, daha doğrusu “Selçuk kartalı”nı ilk kullanması 1935’te Atatürk devrinde başladı ama 1940’lı senelerde zamanın modasına uyularak kartalın şekli değiştirildi ve “Selçuk kartalı”nın yerini “Hitit kartalı” aldı. Prof. Yusuf Halaçoğlu’nun kurumun başına geçmesinin ardından, yanılmıyorsam 1994’te, logodaki Hitit kartalının yerine Atatürk’ün zamanındaki sembol, yani bugünkü kartal kondu; sadece şeklin çerçevesinin çiziminde bir değişiklik yapıldı; hattâ Prof. Halaçoğlu’na bu yüzden soruşturma bile açıldı ve Yusuf Hoca, Atatürk zamanına ait belgeleri göstererek logonun yerinde kalmasını sağladı. Kurumun başkanı Prof. Dr. Metin Hülâgu’nun logodan şimdi kaldırmak istediği kartalın macerası, böyledir…

Kartal sembolü sadece Selçuklular tarafından mı kullanıldı? Hayır! Selçuklu ve Bizans kartalları şekil olarak birbirlerinden farklı idi, Türkler’in kurduğu Zengî, Memluk ve Eyyubî devletlerinin bayraklarında da kartal mevcuttu, kartal üstelik Osmanlılar’da hükümdarlara mahsus bir sembol, bir iktidar alâmeti olarak kullanılmıştı. İstanbul’da Deniz Müzesi’nde bulunan, 17. asra ait olduğu söylenen ama İsviçre’de yaptırılan Karbon-14 testlerinin neticesinde bir yüzyıl geriye, 1521’e, yani Kanunî Sultan Süleyman zamanına kadar uzanan ve saltanat kayığı olarak kullanılmış olan kadırganın baş tarafında iki başlı bir canavar figürü görürsünüz. Aynı figür, saltanat kayıklarını gösteren 17. asır sonrasındaki minyatürlerde, 19. yüzyıldan itibaren çekilen resimlerde, hattâ son Halife Abdülmecid Efendi’nin kullandığı saltanat kayığının fotoğraflarında da vardır ve tâââ Sümerler zamanından bugünlere gelen bir “basilisk” sembolüdür. “Basilisk”, bir horozun yılan yumurtasının üzerine kuluçkaya yatması neticesinde dünyaya geldiğine, bazen tek ve bazen çift başlı olduğuna, vücudunu yılanın, kartalın ve daha başka yırtıcı hayvanların vücutlarının farklı bölgelerinin teşkil ettiğine, nefesinin de öldürücü olduğuna inanılan efsanevî bir yaratıktır. Sümerler’in “Anzu” yahut “İmdugud” ismini taşıyan fırtına ve yağmur tanrısından Hazreti Süleyman’a uzanırken kartal şekline bürünmüş, oradan Roma ile Bizans’a geçmiş, Kutsal Roma-Germen, Rusya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile Ermenistan, Sırbistan, Arnavutluk ve Karadağ gibi daha birçok devletin sembolü olmuş, İslâmî mitolojide de geniş yer bulmuş, bizim Şahmaran hikâyesinde bile görünmüş ve diğer Türk devletlerinin yanısıra Osmanlılar tarafından da hâkimiyet alameti yapılmıştır. Basilisk yahut kartal aslında güneşin ve gücün belirtisidir, asırlar geçtikçe devletlerin sembolü halini almıştır…

Kaynak: http://www.haberturk.com/yazarlar/murat-bardakci/866507-kartal-kimi-rahatsiz-ediyor

Kanıt Sorgulama

1-) Türk Tarih Kurumu kartal sembolünü ne zaman kullanmaya başlamıştır? Sembolün ilk defa değiştirildiği tarihi ve yerine hangisinin kullanıldığını yazınız.
2-) Başka hangi devletler kartalı sembolünü kullanmıştır? Yazınız.
3-) Bu sembolün adı nedir ve kökeni nereye kadar gider? Yazınız.
4-) Sembol neyi temsil eder? Kullanılış amacı nedir? Yazınız.

Copyright © 2017 tarihdersietkinlikleri.com
Got a hot tip? Send it to us!

    Your Name (required)

    Your Email (required)

    Subject

    Your Message

    Got a hot tip? Send it to us!

      Your Name (required)

      Your Email (required)

      Video URL

      Attach Video

      Category

      SportNewsTechMusic

      Your Message